6, 7, 31 Mart 1925
Kürdistan'daki İsyan.
(B.) Türk Devleti'nin batısında, Ekümenik Patriğin Konstantinopel'den sınır dışı edilmesi nedeniyle Yunanistan ile yaşanacak silahlı bir çatışma tehlikesi henüz ortadan kalkmış gibi görünürken, doğuda Kürt isyanı patlak verdi. İsyan hareketinin on iki vilayete yayıldığına –ki bu, başkentin doğusundaki tüm Türk topraklarının isyanın etkisine girmesi anlamına gelecektir– dair Fransız kaynaklı haberler oldukça mübalağalı görünse de, ayaklanmanın nedeninin esas olarak dini kökenli olması Türk hükümetine çok daha büyük endişeler vermektedir. Kürtler, [H.z] Muhammed'in katıksız, saf inancının fanatik takipçileridir.
Yunanlara karşı yürütülen seferin zaferle sonuçlanmasından bu yana birbirini hızla izleyen sosyal, siyasal ve özellikle dini reformlar öteden beri gözlerine batan bir dikendir. Henüz silahlı huzursuzlukların patlak vermesinden uzun süre önce, tüm Kürdistan'da önce gizli toplantılar, ardından "Peygamber'in öğretileriyle çelişen aceleci yeniliklerle" şiddetle mücadele edilen ve katılımcıların Kutsal Kur'an'ın kanunlarını yeniden tesis etmeye ve Abdülhamid'in oğlu Selim Efendi'nin Sultan ve Halife ilan edilmesi doğrultusunda çalışmaya yeminle söz verdikleri açık mitingler düzenlendi. Silahlı çetelerin kurulmasına derhal başlandı ve bunların örgütlenmesini Albay Rewres Bey [Nevres Bey] yönetti. Bu isyancılara daha sonra Türk birliklerinin ve jandarma birliklerinin de katıldığı söylenmektedir; bu sayede isyancılar daha en başından itibaren sadece hafif silahlara değil, aynı zamanda makineli tüfeklere ve tek tek topçu silahlarına da sahip olmuşlardır.Hükümetin planladığı tedbirler, liderliğini Kazım Karabekir'in yaptığı muhalefet partileri tarafından da onaylandı; muhalefet, isyanın acımasız bir sertlikle bastırılması gerektiği konusunda hükümetle hemfikirdi. Bakanlar Kurulu'nda, dini konuların siyasi amaçlarla kullanılma girişimlerine karşı hükümlerin ekleneceği Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nda değişiklik yapılması öngörüldü.
İlk tedbir olarak tüm Kürdistan'da ve Malatya meridyenine kadar olan batı komşusu vilayetlerde sıkıyönetim ilan edildi. Ardından, beş askeri yaş sınıfının aynı anda silah altına alınmasıyla kısmi seferberlik emredildi. Tüm Küçük Asya'da, isyancı Kürtlerin çıkarına propaganda yaptıklarından şüphelenildiği için aralarında birkaç üst düzey askerin de bulunduğu çok sayıda Kürt ileri gelenini derhal tutuklayan harp divanları kuruldu.
İsyancıların güçleri, hiçbir direnişle karşılaşmadan Harput, Diyarbekir, Elazığ ve Dersim vilayetlerini ele geçirdi. Ancak Kiğı vilayetine yaklaşmaya çalışan çete unsurları hükümet birlikleri tarafından geri püskürtüldü. İsyancıların iki yuvası olan Piran ve Homi beldeleri, Diyarbekir'in kuzeyindeki engebeli ve ulaşılması zor dağlık arazi ile isyancıların lideri Şeyh Said'in ikametgahı olan Hassin beldesi ve çevresi, görevlendirilen uçak filoları tarafından bombalandı. Hükümetin isyancılarla bu şekilde mücadele etmeye başvurmasının başlıca nedeni, isyan bölgesinin derin kar altında olmasıydı; bu durum, oradaki zorlu yol koşullarına alışkın olmayan nizamî ordu birlikleri için çok daha büyük bir dezavantaj oluşturuyordu. Bu nedenle Türk ordu yönetimi, tehdit altındaki bölgelere takviye olarak, isyan bölgesinin büyüklüğüne kıyasla orantısız derecede büyük bir askeri gücü, iki ordu tümenini sevk etmek zorunda kaldı.
Harput ve Kiğı'nın güneyindeki çatışmalarda hükümet birliklerinin harekatları başarıyla sonuçlandı; çok sayıda esir aldılar, diğerlerinin yanı sıra isyancıların liderlerinden Şeyh Ahmed de ellerine düştü. Bununla birlikte, daha yeni haberler isyancıların sözü edilen iki beldenin kuzeyinde yeni çetelerin oluşturulmasıyla takviye aldığını ve orada yeni çatışmaların çıktığını bildirmektedir. Ergani vilayeti ve Ergani ile telgraf bağlantıları kesilmiştir, bu nedenle isyan hareketinin bu bölgelere de yayıldığı varsayılmaktadır.
Türkiye'deki durum ciddidir: Bir yandan Ulusal Meclis isyanın bastırılması için gerekli ödenekleri onaylamış, diğer yandan isyancı şeyhler şu hususları içeren bir bildiri yayımlamışlardır: Kürdistan'ın bağımsızlığı, Halifeliğin yeniden tesisi, Şeriat'ın ve Kur'an'ın dini hükümlerinin uygulanması ve "dinsiz" olarak nitelendirilen Türk hükümetinin uzaklaştırılması. Bu arada Fethi Bey kabinesi gerçekten düşmüş ve eski başkomutan ve başbakan İsmet Paşa yeni hükümeti kurmuştur. Ancak isyanın hemen bastırılması beklenemez; zira şu an hüküm süren olumsuz hava ve yol koşulları devam ettiği sürece, isyancı liderlerin barındığı yüksek dağ yuvalarına ulaşmak zordur. Bununla birlikte, Mustafa Kemal'in enerjisinin ve kanıtlanmış liderlik yeteneğinin eninde sonunda tüm zorlukların üstesinden geleceğinden ve isyan bölgesindeki yasal düzeni tamamen yeniden tesis edeceğinden hiçbir şüphe yoktur.
Pester Lloyd Gazetesi, 6 Mart 1925. anno.onb.ac.at
Kürtlerin İsyanı.
[Pester Lloyd Telgrafı]
Atina, 7 Mart. - Konstantinopel'den bildiren Yunan gazetelerinin haberlerine göre Kürtlerin isyanı daha da genişlemiştir. Sivas'ın düşmesi an meselesi görünmektedir. İsyancıların lideri Şeyh Said birliklere şu ifadelerin yer aldığı bir bildiri yayımlamıştır:
— Tanrı bize bir peygamber gönderdi ve bize bir din verdi. Fakat mevcut Türk nesli Muhammedî dine savaş açtı. İslam, halife olmadan var olamaz. Tarihte daha önce bir halifenin Türkiye'den sürgün edildiği hiç görülmemiştir. Şimdiki Türk hükümeti ise bunu yapmıştır. Böylece Muhammedî inanca karşı hareket etmektedir.
Bildiri ardından tüm Muhammedî inanç mensuplarını, dinin bayrağı altında savaşmak üzere toplanmaya çağırmaktadır.
Pester Lloyd Gazetesi, 7 Mart 1925. anno.onb.ac.at
Kürt İsyanı.
Berlin, 30 Mart. - (Transozean.) Konstantinopel'den gelen bir habere göre Türk birlikleri Kürt isyanının merkezine yaklaşmaktadır. Doğu kesiminde Kürtlerin Muş ile Tiflis arasındaki bağlantıyı kesmeyi başardığı bildirilmektedir. (Ung. Tel.-Korr.-Bur.)
Pester Lloyd Gazetesi, 31 Mart 1925. anno.onb.ac.at



Yorumlar
Yorum Gönder