20 Şubat 1855
İstanbul, 1 Şubat. Rus köstebeği son derece gayretli çalışıyor; durmaksızın kazıyor ve Osmanlı topraklarında yer altı faaliyetlerinin yeni izleri şimdiden yeniden görülmeye başlıyor. Size kısa bir süre önce, önümüzdeki bahar için Balkan Yarımadası'nda yeni karışıklıklar beklendiğini yazmıştım; bugün Pera ve Galata'da, taşrada ise muhtemelen daha da yaygın biçimde, buna işaret eden çeşitli bildiriler dolaşmaktadır.
Elden ele sessizce dolaşan bu bildirilerden sızan bilgiler, Rusya'nın bu kez dinden çok milliyet unsurunu kullanmak istediğine ve hareketin Yunan değil, Slav nitelikli olacağına işaret etmektedir. Sırbistan'ın, geçen yıl Yunanistan'ın oynadığı rolü üstlenmesi kararlaştırılmış görünüyor. Bildiriler, bu vilayeti başlıca toplanma yeri olarak belirlemektedir. Batı Bulgaristan'da, Sırp topraklarında, belki de Kosova sahasında büyük bir Slav halk toplantısı yapılacağı söylenmektedir.Ancak Rusya'nın etkinliğini yalnızca Avrupa topraklarıyla ve yalnızca soy ya da din bakımından kendisine yakın halklarla sınırlamadığını, Osmanlı Devleti'nin doğu sınırlarında birdenbire patlak veren ve şimdiden tam anlamıyla alevlenmiş bulunan Kürt isyanı göstermektedir. Burada, Tuna kıyısında pek çok kötü muameleye maruz kalmış olarak yurtlarına dönen başıbozukların, Kürdistan'da isyan tohumlarını ekmiş ve hemşehrilerini, yıllar önce uğradıkları yenilgilerin öcünü Babıali'den ve Ömer Paşa'dan alma vaktinin geldiğine ikna etmiş oldukları ileri sürülmektedir — ama bu iddia yalnızca, Rusya'nın bizzat Müslüman halkları Padişah'a karşı kışkırtabildiğini kabul etmemek için öne sürülmektedir. Oysa gerçek şudur ki, Rus topraklarından göçebe topluluklar bizzat gelip Osmanlı topraklarında yaşayan soydaşlarıyla birleşmekte, üstelik bu gelenler Rus yanlısı reislerin komutasında bulunmaktadır. Her iki taraf da şimdi Van Gölü ve çevresinden, Rus ordu birliklerinin denetimindeki yollar ve geçitler üzerinden büyük gruplar hâlinde Kars ve Erzurum'a doğru ilerlemekte, talihsiz Osmanlı garnizonu ile kıyıdaki ya da iç bölgelerdeki her noktadan gelebilecek yardım ve erzak bağlantısını güçleştirmektedir.
Artık şüpheye yer bırakmayacak kadar kesindir ki, mümin Kürtler, kâfir Moskoflunun çıkarı ve ücreti uğrunda hareket etmektedirler; bunlar, kendi yurtlarında ve iyi bildikleri Ermeni bölgelerinde Çar'a, Tuna kıyısında başıbozuk kılığında Padişah'a verdiklerinden çok daha iyi hizmet edebileceklerdir. Buradan ne yapılırsa yapılsın — şu an için hiçbir şey yapılmamaktadır — Anadolu'da bulunan ve zaten son derece yıpranmış durumdaki ordunun kaybolmuş sayılması gerekir. Trabzon'a çıkarılan Tunuslular, kış nedeniyle çevrede kalmışlardır; havaların düzeleceği mevsimde ise ileri harekât için artık çok geç olacaktır. Osmanlı ordusu tamamen eriyip gidecek, Ruslar ise en önemli ve en sağlam noktaların sahibi olacaktır. İngiliz misyonerler, Asya kıtasındaki Osmanlı topraklarının söz konusu bütün bölgelerinden çoktan çekilmişlerdir; orada daha köklü yerleşimleri bulunan Amerikalı misyonerler ise kalmaya devam etmektedir.
Yunanistan ile Osmanlı arasında yeniden tesis edilen "Entente cordiale" (samimi ittifak) konusunda öğrendiğimize göre, hem İngiltere hem de Fransa, Babıali nezdinde, Yunanistan'a karşı para veya başka türlü tazminat talebinde bulunulması yönünde girişimde bulunmuşlardır. Babıali, Yunan hükümetinin İstanbul'a özel bir elçi göndermesi ve bu elçinin yazılı bir beyanla geçen yılki olaylardan dolayı derin bir üzüntü (profond regret) ifade etmesi, ayrıca Kral Otto'nun bundan böyle bu tür olayları önlemek ve Yüce Devlet'in dostluğunu korumak için elinden geleni yapacağına söz vermesi hâlinde memnun olacağını bildirmiştir. Bu tatmin, Babıali'ye kabul ettirilmiştir. Bu yerine getirildiğinde, iki hükümet daha önce taslağı hazırlanmış olan bir ticaret antlaşmasını imzalayacaktır. Bu antlaşmanın, ticari-siyasi nitelikten çok, salt siyasi nitelikte olduğu, bir bakıma ticaret antlaşmasından ziyade bir ittifak niteliği taşıdığı belirtilmektedir.
(K. Z.)
Pester Lloyd Gazetesi, 20 Şubat 1855. anno.onb.ac.at

Yorumlar
Yorum Gönder