16 Temmuz 1860
— BEYRUT. 15 Temmuz (yeni takvim). Şam’dan evvelsi gün, ayın 13’ünde geç saatte gelen postacı, ayın 12’sine ve akşamın sekizinci saatine kadar olan haberleri getirdi. İsyan son saate kadar şiddetle devam ediyordu. Dumanı ve alevleri gören birçok komşu kabile koştu ve isyancılarla birleşerek katliama ve yağmaya giriştiler. Bu çeteler Bedevilerden, Türkmenlerden, Kürtlerden, Metvalilerden, Nusayrilerden ve Dürzilerden oluşmaktadır. İsyanın ilk başında 200’den fazla değillerken, 700 kişiden oluşan şehir muhafızlarının nasıl olup da [engellemeye] gücünün yetmediği hayret vericidir.
Hristiyan mahallelerindeki evler, sayıları yaklaşık 6000’i bulan, tamamen tahrip edildi, hatta bazı Müslüman ve Yahudi evleri de öyle.
Prusya, Rusya, Avusturya, Hollanda, Belçika ve Yunanistan konsoloslukları, tüm manastırlar, kiliseler ve Patrikhaneler yakılıp kül edildi; sekiz Fransisken keşiş ve bir İngiliz misyoner yolun ortasında öldürüldü; Amerika konsolos yardımcısı ağır yaralandı. Hollanda konsolos yardımcısı Bay Kutsis’e gelince, ölümü henüz doğrulanmadı ancak Beyrut’taki konsolosuna düzenli olarak yazmayı hiç ihmal etmediğinden ve Şam’daki ayaklanmanın başından beri hayat belirtisi göstermediğinden, onun da kurban gittiğini tahmin ediyorum.
İsyancılar İngiltere konsolosluğuna saygı gösterdiler. Abdülkadir’in evi, emri altındaki binlerce Cezayirli ile Emir tarafından korunan 2.000’den fazla Hristiyanı barındırmaktadır.
Siyasi ve askeri komutan Ahmet Paşa kalede kalıyor; bu göreve atanan eski İzmir valisi ise 12 Temmuz (yeni takvim) tarihinde buraya ulaştı ve söylentilere göre dün, 1200 ila 1500 askerle Şam’a hareket etti.
Kalede aynı şekilde, her türlü saldırıdan korunmalarına rağmen tamamen yiyecekten mahrum kalan kalabalık Hristiyan toplulukları bulunmaktadır.
Şehrin bazı cesur Müslüman sakinleri binlerce Hristiyanı kurtardı. Bundan dolayı ayaklanmanın sakinlerin küçük bir kesiminden kaynaklandığı kesinleşmektedir. Kurbanların sayısını öğrenmek henüz mümkün olmadı. Ancak katliam 80 saat sürdüğü için sayının büyük olması gerekir.
Dün şehrimize pervaneli bir üç direkli gemi ve iki buharlı fırkateyn ulaştı, yaklaşık üç bin asker getirdiler. Dürziler ile Hristiyanlar arasındaki barış imzalandı. Zahle şehri, Hasbeya, Raşaya ve Deyrülkamer bu anlaşmaya dahil edilmedi, çünkü bunlar Şekib Efendi’nin anlaşmasının bir parçasını oluşturmuyorlar. Lübnan Hristiyanları, iki kaymakam tarafından kendi kendilerini yönetmektedirler. Yüce Kapı Hükümeti ise yönetim işlerine müdahale edememektedir. İki halkın birbirlerinden nefret ettiği ve vergi ödemedikleri bilinmektedir.
Buna ek olarak birçok Hristiyan liderin Dürzilerle olan anlaşmayı imzalamadığı söyleniyor, ancak her halükarda bazıları anlaşmayı yerine getirmeye niyetli olmasa bile, geçici olarak da olsa en azından sükunet geri geliyor.” (Amerol.)
ΑΘΗΝΑ Gazetesi, 1860-07-16, No 2893. (Hellenic Parliament Digital Library)


Yorumlar
Yorum Gönder